Haber

“Yeni, güzel bir ülke kurmak mümkündür”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencileriyle görüşmeye geldi. Ekonomik kriz ve yoksullukla ilgili açıklamalarda bulunan Önder Tunç Soyer, öğrencilere, “Yaşadığımız tablonun bir kader olmadığına inanıyoruz. Asla umudunu kaybetme. Yepyeni, olağanüstü güzellikte bir ülke inşa etmek mümkün. Sadece buna el at. “İmkansızdan değil, mümkün olandan bahsediyorum” dedi.
 
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) öğrenciler arasında “Yerel Yönetimler ve Demokrasi” konulu söyleşiye katıldı. Kendisine İEÜ Rektörü Prof. Dr. Murat Aşkar da eşlik etti. Öğrencilerin alkışlarıyla karşılanan Önder Tunç Soyer, gençlerin sorularını tek tek yanıtladı.

Buca Metro projesini anlattı
Kentin tarihindeki en büyük yatırımın Buca Metrosu olduğunu kaydeden Lider Soyer, ilk kazığın çakıldığını söyledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Bugün itibariyle maliyeti 765 milyon Euro’yu aşan, 13 buçuk kilometre uzunluğunda ve 11 istasyonlu bir metro çalışması başlıyor. Ekonomik krizin derinleştiği bir ortamda sendikasyon kredisi ile 490 milyon Euro’luk konsorsiyum oluşturarak başladığımız bir yatırım bu. Yüzde 3 faizli, 12 yıl vadeli, 4 yıl ödemesiz, 8 yıl geri ödemeli bir finansman modeli oluşturduk. Metronun tamamı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendi imkanlarıyla yapılıyor. Tamamı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin finansmanı ile geri ödenecek. Bu nedenle belki de tarihin en verimli yatırımlarından birini yapıyoruz. Çünkü 4 yıllık ödemesiz dönem inşaat süresine denk geliyor. İnşaat tamamlandıktan sonra metro açılınca geri ödeme başlayacak. Bu nedenle iş kimsenin cebinden para çıkmadan kendi kendini finanse ederek yoluna devam edecek.”

Buca Metrosu ile yılda 45 milyon Euro ciro
Günde 400 bin yolcu taşımayı hedeflediklerini belirten Lider Soyer, “Bu yılda 45 milyon Euro ciro ve ciro demek. Bu da finansman modelinin ne kadar sağlıklı ve dengeli olduğunu gösteriyor. Geri ödeme ancak işletmenin geliri ile mümkün olacaktır. Bu hatta 400 bin yolcu taşıdığınız zaman bütün otobüsleri geri çekiyorsunuz. Toplu taşımayı yer altına alırsınız. Aynı zamanda yukarıdaki kentsel doku ile bağlantılı olarak kalite ve dinlenme fırsatı ortaya çıkmaktadır. Metro sadece bir ulaşım aracı değil aynı zamanda yaşam kalitesini artıran bir araç. Burası da Narlıdere Metro hattına bağlanacak. İzmir’i demir ağlarla örüyoruz dediğimiz noktaya doğru ilerliyoruz. İzmir’de metro sınırlarımız kıyıya paraleldi. Bu, ilk kez dikey olarak içeriye doğru uzanıyor. Bu nedenle kelimenin tam anlamıyla bir ağdan konuşmak mümkündür. Şehrin çeperinden içeriye ve Körfez’e uzanan bir rota ortaya çıkacak” dedi.

İzmir’i demir ağlarla örmeye devam ediyoruz
Başkan Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük bir raylı sistem atağı içinde olduğunu vurgulayarak, “Çiğli Tramvayı’nı mart ayında hizmete açmayı planlıyoruz. 2023 yılında muhtemelen Mart-Nisan aylarında Narlıdere Metrosunun deneme seferlerine başlayacağız. Kısacası birbirlerine paralel yürümeye devam edecekler. Bunlar İzmir’in geleceğinde değerli izler bırakacak dev yatırımlar. Ayrıca şehrin en uzun metro hattı olacak 28 km Karabağlar-Gaziemir sınırı Halkapınar-Kemalpaşa projelerimiz var. Kısacası İzmir’i demir ağlarla örmeye devam ediyoruz.
 
Önümüzdeki yıl İzmir’de koku sorunu kalmayacak
Avrupa Birliği’nin en yüksek bütçeli hibe programı “HORIZON” programından 1.5 milyon lira hibe aldıkları söylentisini de aktaran Önder Soyer, şunları söyledi: “Başvuran 882 kurumdan 12’si kabul edildi. Bunlardan biri de Çiğli projemiz. Boşaltma kanalını değiştireceğiz. Bu hibe ile bu sorunu hızlı bir şekilde çözebileceğiz. İç körfeze akan suyu dış körfeze aktaracağız. Yağmur suyu ve kanalizasyon kanalı birlikte çalışıyordu. Suyu birlikte arıtma tesisine taşıdılar. Bu durum hem kokuya neden oldu hem de ağır bir sel ve taşkın tablosu oluşturdu. Onları ayırmaya başladık. Önümüzdeki bir buçuk yılda körfeze akacak kanalları bu şekilde farklılaştıracağız ve körfez kirliliğinin önüne geçeceğiz. Koku ile ilgili sorunlardan biri de arıtma tesisi yapılırken tasarım hataları yapılmasıydı. Çamur kurutma tesisi kurulduğu günden bu yana çalışmamaktadır. Biriken çamur kötü bir koku yayar. Oradaki havuzlara çamur dökmeyi bıraktık, aynı zamanda tekrar faaliyete geçmesi için ihale sürecini başlattık. Önümüzdeki yıldan itibaren bu sorun çok daha hafifleyecek ve azalacak. Yatırımlarımızı yaparken akademisyenler ve meslek odaları ile çalışıyoruz. İzmir’in koku sorununu tarihe gömmek için ciddi yatırımlarım var. Tesis kurulduğundan bu yana yaklaşık 2,5 milyon metreküp çamurun uzaklaştırılması ve doğaya kazandırılması için çalışmalar yapılıyor. Tahliye ağzının temizlenmesi ile ilgili çalışmalar var” dedi.

İzmir’in yüzde 50’si ekonomisini borçla döndürüyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yüksek enflasyon ve yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda tüketici davranışlarını belirlemek için yaptığı araştırmanın bilgisini paylaşan Başkan Tunç Soyer, “İzmirlilerin yüzde 73,2’si mevcut durumunu düşündüğünde hayatından memnun değil. ekonomik durum. Bu oran kadınlarda yüzde 79,7’ye çıkıyor. İzmir’in yüzde 66,9’u geleceğinden umutsuz. Böylece karamsarlık umutsuzluğa dönüştü. İzmir’in yüzde 69,6’sı kendini alt ve orta-düşük gelir olarak tanımlıyor. İzmir’in yüzde 40’ının kişisel geliri bir gün tükeniyor. 10 kişiden 4’ü günlük gelirinin tamamını borçlara ödüyor. İzmir’de her 10 kadından 9’u alışverişlerini bir önceki yıla göre azalttığını belirtiyor. İzmirlilerin yüzde 82,7’si mutfak giderlerinde zorluk yaşıyor. Bu oranın yüzde 40’ı çok zor günler geçirdiğini söylüyor. İzmirlilerin yüzde 64,4’ü geçen yıla göre giyim harcamalarında sıkıntı yaşadığını söylerken, yüzde 23,1’i geçen yıla göre alışverişte harcama yapmadığını belirtti. İzmirlilerin sadece yüzde 6,6’sı sosyal ve kültürel harcamalarda zorlanmadığını söylüyor. İzmirlilerin yüzde 81’i mutfak giderlerini kıstığını söylüyor. Gençler kendilerine kıyafet almıyorlar. Gençlerin yüzde 32,8’i sosyal ve kültürel harcamalardan vazgeçtiğini söylüyor. İzmirlilerin konutlarında kırmızı et artık yasak. Son bir yılda kırmızı et almadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 20,5. İzmir’in yüzde 70’i borçlu, yüzde 86,4’ü borcunu ödemekte zorlandığını söylüyor. İzmir’in yüzde 50’si ise sistematik olarak borçlandığını ve ekonomisini borca ​​çevirdiğini belirtiyor. Daha fazla numara var. İnanılmaz bir krizle karşı karşıyayız. Maalesef bundan en çok çocuklar ve gençler etkileniyor. Devlet üniversitelerinin çıkışlarında sıcak yemek dağıtıyoruz. İnsan kalbi parçalanıyor. Bizim işimiz analiz değil. Acıyı dindiren bir şey” dedi.

Umudunuzu asla kaybetmeyin, olağanüstü hoş bir orijinal ülke inşa etmek mümkündür.
Dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin kader olmadığının altını çizen Soyer, “Bu yoksulluk, enflasyon, işsizlik, bu krizlerin hiçbiri kader veya tesadüf değil. Hepsinin çözümleri ve alternatifleri var. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki vatanımız adeta cennet. Dünyanın en bereketli topraklarında en köklü medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu topraklarda yaşıyoruz. Kriz, uygulanan yanlış politikaların getirdiği durumdur. Bu topraklar ne bereketini yitirdi ne de biz umudumuzu yitirdik. Başka bir Türkiye mümkün” dedi.
Başkan Soyer şöyle devam etti: “Şikayet edilenlerin değişmesini istiyorsanız siyaset yapmak zorundasınız. Politika, hayatı iyileştirme becerisidir. Başka bir politika yapabilirsiniz. Bu politikanın özünde ve özünde demokrasi vardır. Demokrasi orta yerde yaşamanın simgesidir. Bizi ayıran sebeplerden çok birleştiren birçok sebep var. Sizi bağlayan şeylerin, sizi ayıran şeylerden çok daha fazla olduğunu unutmayın. Demokrasiyi yok etmek isteyenler ayrım yaparak varlıklarını sürdürüyorlar. Bu tuzağa düşmemelisiniz. Bu topraklar, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk gibi kahramanlar yetiştirmiştir. Şüphesiz bizim bunları aşacak gücümüz var. Asla umudunuzu kaybetmeyin, orijinal, harika hoş bir ülke inşa etmek mümkündür. Sadece buna el at. Mümkün olandan bahsediyorum, imkansızdan değil.”

Yeşil alan istiyoruz başka bir şey değil
Öğrencilere Buca Cezaevi’nin yıkımından sonra sürecin nasıl işleyeceğini soran Önder Tunç Soyer, “Ortaya çıkan alanla ilgili çok değerli bir karar alındı. Bu alanda yapılaşmanın önünü açmak için bir plan hazırlandı. Buca’nın dokusunu bilenler için bu plan, yıkılan yapıdan daha somut üretim anlamına geliyor. Bu kadar dar bir binada Buca’nın bir nefes alma yeri olma ihtimali varken terk edilmiş durumda. Oradaki duruşumuz çok açık kamu arazisiydi, onlar da gereğini yaptılar ve il bankasına havale ettiler. İnşa etme hakları var. Ağır betonlama var, nefes alabilen tek yer orası, sadece ağaç dikilsin istiyoruz. Dava açtık, inanılmaz bir direniş var. Yol İzmir teşkilatından geçer. Bunun mümkün olduğunca takipçisi olacağız. Sadece ağaç dikeceğiz. İnsanların iç çekeceği bir rekreasyon alanı yaratmak istiyoruz. Başka bir şey yok, diye yanıtladı.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu